
Yüzücülerin vücuduna dikkatlice baktığında ne kadar da seksi ve biçimli olduğunu fark edersin. O bedene sahip olmak için olimpiyatlara katılan sporcular kadar ağır idman yapmak zorunda değilsin. İndiana Üniversitesi’nden araştırmacılar, yüzücü ve diğer sporcular arasında bir kıyaslama yapmış. Sonuç olarak yüzücülerin vücudunda daha az yağ bulunmakla birlikte bellerinin daha ince ve kalçalarının da daha dar olduğu görülmüş.
Yüzmeye gitmek koşuya çıkmak kadar pratik olmayabilir ama yine de fazla bir şeye ihtiyacın yok: Bir yüzücü mayosu, bone ve deniz gözlüğü yeter. Bir de tabii ki olimpik bir havuza ihtiyacın olacak. Dalmaya hazır mısın?
Neden yüzme?
Yüzerek hızla kalori ve yağ yakabilirsin. Hafif süratte yüzme saatte 500 kalori yakarken hızla yüzerek saatte 700 kalori yakabilirsin. Su havadan 800 kat daha yoğun bir element olduğu için, her kulaç, tekme ve itme esnasında vücut kaslarını çalıştırırsın. Gövde, kalça, bacak, kol ve omuzlar çalışır. Yüzerken sadece kalori yakmakla kalmaz aynı zamanda kaslarını da geliştirirsin. Böylece hızlanan metabolizman sayesinde duşunu alıp dinlenirken bile kalori yakmaya devam edersin. Devam et »
Antidepresanların, hamilelerde özellikle ilk 3 aylık dönemde düşüğe neden olduğu ortaya çıktı.
Kanada’nın Montreal Üniversitesi bilim adamlarında Dr. Anick Berard’ın 5 bin 100 hamile kadın üzerinde yaptığı araştırmanın sonuçları, Canadian Medical Association Journal isimli tıp dergisinde yayımlandı.
Dr. Berard’ın araştırmasına göre, depresyon tedavilerinde venlafaksin etken maddeli andepresanlar kullanan hamilelerde düşük oranı yüzde 68′e kadar çıktı. Araştırma süresince, antidepresan kullanan kadınlardan 20 haftalık hamile olan 284 kişi de aynı nedenle düşük yaptı.
Mutluluk hormonu olarak da bilinen ve insan vücudunun dışında hiçbir ortamda üretilemeyen serotonin hormonunun geri kazanımına yardımcı olduğu kabul edilen venlafaksin etken maddeli antidepresanlar, depresyon tedavisinde ilk sıralarda yer alıyor. Devam et »

Japon bilim adamlarının Isparta gülünden her insanın gül gibi kokmasını sağlayacak tablet üretildiği açıklandı.
Türkiye’nin gül bahçesi Isparta’da üretilen gül yağı, Japon bilim adamları tarafından tablet haline dönüştürüldü. Gülü tablet olarak piyasaya süren Japonlar, tableti yutan her insanın, içerisindeki gül yağı ham maddesi nedeniyle gül gibi kokmasını hedefliyor.
Gülbirlik Genel Müdürü Bolat Tamer, Japonlar’ın piyasaya sürdüğü gül tabletinde Isparta’nın gülünden çıkan yağın ham madde olarak kullanıldığını söyledi. Japonya’dan kendilerine üretilen tabletle ilgili bir numune gönderildiğini de belirten Tamer, “Zannediyorum bu yıl bizden gül yağı talepleri olacak. Devam et »

Avustralya’da yapılan bir araştırma, içerdikleri anti-oksidanlar nedeniyle kalbe iyi geldiğine inanılan şarap, kahve ve çikolatanın aslında pek de bu tür bir faydası olmadığını ortaya koydu.
İtalyan La Stampa gazetesinde yayımlanan habere göre, 100′den fazla bilimsel çalışmayı inceleyen Avustralya Ulusal Kalp Vakfında görev yapan bilim adamları, şarap, kahve ve çikolatanın kalp ve damar sağlığı açısından sanıldığı gibi faydalı olmadığını öne sürdü.
Araştırma ekibinden doktor Susan Anderson, inceledikleri verilerde, kalp ve damar sağlığı açısından çikolata, kahve ve kırmızı şarap tüketilmesini önermek için açık ve yeterli bulguya rastlamadıklarını belirtti. Devam et »

Kadınlar için düzenli beslenmek ve diyet yapmak çoğunlukla erkeklerden daha önemli. Bunun nedenlerinden bazıları zayıf olmak, ince görünmek, kendini zinde hissetmek ve sağlıklı yaşam olabilir. Özellikle sağlıklı olmak için, isteyerek kilo verebiliriz, ama bazen de elimizde olmayan nedenlerden ötürü kilo vermek zorunda kalabiliriz.
Yüksek yağlı birçok diyet, obeziteden kalp hastalıklarına ve hatta bazı kanser türlerine kadar çeşitli sağlık sorunlarına neden olur.
Yağı kısıtlamanın faydaları
Bu diyetlerin mantığı, yağın karbonhidrat veya proteinden daha fazla kalori içermesi, diyetimizde yağı kısıtlamanın, kilo vermenin çok basit bir yolu olmasıdır.
Margarin, tereyağı, mayonez, salata sosu gibi eklenen her tür yağ azaltılır veya diyetten kaldırılır. Kızartılmış yiyecekler, ara öğünlerde tüketilen çerezler, abur cuburlar, peynirler ve kırmızı et gibi fazla yağlı besinler daha az yağlı yiyeceklerle değiştirilmeli veya daha küçük porsiyonlar tüketilmelidir. Devam et »
Dermoid kist, bilinen adıyla kıl dönmesi derinin dermis tabakasında oluşan kılın çeşitli nedenlerle cilt üzerine çıkamayarak cilt altında uzaması sonucu oluşan cilt problemlerinden biridir. Vücudun her bölgesinde problem olarak karşımıza çıkabilir.
Cilt üzerinde uygulanan hatalı depilasyon (ağda, jilet, tüy dökücüler) işlemi, tıraş ve benzeri işlemlerde kılın kökü ile değil kırılarak alınması, hatalı kıyafet seçimi ile gözeneklerin tamamen kapanması veya cilt yapısı (çok kuru ciltler) kıl dönmesi probleminin nedenlerinden bazılarıdır.
Ciltte oluşan batık (kıl dönmesi) problemlerine karşı tavsiye edilen çözüm önerilerinden bazıları şunlardır:
Vücut Peelingi veya Kese uygulaması: Vücudunuza duş sırasında hafif hareketlerle yapacağınız kese cildin ölü tabakasını temizleyerek batık olan kılın dışarıya çıkmasını destekler. Ancak keseyi çok bastırmadan hafif hareketlerle yapmak önemlidir, aksi takdirde cildin üst yüzeyi zedelenebilir. Bu nedenle peeling uygulaması tavsiye daha fazla tavsiye edilir. Devam et »

Tüm tıbbi yaklaşımlarda oldugu gibi tanı öncesi görüşme ve öykü olma kısırlık için çok önemli bir aşamadır. Adet düzeni , kötü alışkanlıklar, meslek, çalışma koşulları, cinsel ilişki sıklığı geçirilmis hastaliklar , geçirilmis ameliyatlar vb ögrenilmelidir.
Bu görüsmeler sırasında çiftlerin tüm sorunlarını ve psikolojik durumlarını ifade etmeleri önemlidir.Görüşmeler sirasinda erkeğin de bulunmasının gerekliliğinin nedeni budur. Çünkü yapilan çalismalarda sadece psikolojik bozukluk ve depresyona bağlı kısırlık vakalari bildirilmektedir.
Kadınlarda yapilan tetkikler jinekolojik muayene ve ultrasonografiyi takiben adetinin 3 . günü (FSH,LH,PROLAKTIN TSH VE E2 vb) hormon değerlerinin ölçülmesidir. Sonra tüplerin açiklığını görmek için (histerosalpingografi) rahim ve tüp filmi çekilmektedir. Devam et »

St Andrews ve Edinburg Üniversitesi’nin bir ekibi tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, kadınlar 30 yaşına kadar yumurtalık rezervlerinin yüzde doksanını tüketmiş olduğu için doğurganlık oranları önemli ölçüde azalıyor.
İngiliz Daily Telegraph gazetesince yansıtılan yeni bulgular, ayrıca vücut yumurtalıktan en iyi yumurtaları seçtiği için yumurta kalitesinin yaşlandıkça düştüğünü, ve sağlıksız bebek doğumuna yol açma ihtimalinin arttığını da ortaya koydu. Devam et »
Son Yorumlar